Genel Başkanımız Önder Aksakal, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, Zonguldak’ta Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı Armutçuk, Kozlu, Karadon ve Üzülmez işletmelerinde tespit edilen ölümcül iş güvenliği eksiklerine dikkat çekti. Denetime raporlarına rağmen 7 ayda giderilmeyen güvenlik açıklarını eleştiren Aksakal, iş sağlığı ve güvenliği gereklerinin acilen tamamlanmasını, davet usulü ihalelerle üretimin yeniden başlatılmasını, 2026 bütçesinin artırılmasını ve norm kadroya ulaşacak yer altı işçisi alımını talep etti. Ayrıca üretim duruşunun kamu zararını büyüttüğünü belirterek, geçmiş maden kazılarına dikkat çekti ve benzer acıların yaşanmaması çağrısı yaptı. Konuşmasının sonunda maden kazalarında yaşamını yitiren yurttaşlara rahmet dilerken, benzer acıların bir daha yaşanmaması temennisinde bulundu.
Genel Başkanımız Sayın Önder Aksakal, "Zonguldak bölgemizde yaklaşık bir yıldır süren Türkiye Taşkömürü Kurumu Ocaklarında yaşanan olumsuzluklar konusunda Demokratik Sol Parti olarak görüş ve önerilerimizi paylaşmak üzere gündem dışı söz aldım,
Sizleri ve ekranları başında bizleri izleyen aziz yurttaşlarımızı en içten saygılarımla selamlıyorum.
Türkiye Taşkömürü Kurumu (T.T.K) Zonguldak ekonomisi için can simididir. Sadece Zonguldak’ın değil Türkiye ekonomisi için de önemli bir kurumdur.
Zira taşkömürü Türkiye’de yalnızca Zonguldak havzasında olup ayrıca KOK kömürüne dönüşme özelliğine de sahiptir.
Son günlerde Zonguldak halkı büyük bir endişe yaşamaktadır. Zira Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun 4 işletmesinde üretim durdurulmuştur.
Bu nedenle Zonguldak halkı ve kurum çalışanları acaba kurum kapatılacak mı veya özelleştirmeye mi hazırlanmaktadır kaygısı taşımaktadırlar.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişleri 2025 yılı Mayıs ayında gerçekleştirdikleri denetimlerde TTK’nın Armutçuk, Kozlu, Karadon ve Üzülmez işletmelerindeki ocaklarda 5 konuda ölümcül eksikler tespit etmişler ve üretimlerin durdurulması yönünde görüş bildirmişlerdir.
Gerek basında çıkan haberler gerekse TBMM’ye verilen araştırma önergeleri nedeniyle geçtiğimiz yıl sonunda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı bu işletmelerin yeniden denetlenmesi için Müfettişleri görevlendirmiştir.
İşletmelere tekrar giden Müfettişler aradan 7 ay gibi bir süre geçmesine rağmen daha önce tespit ettikleri eksikliklerin giderilmediğini saptamışlar ve anılan bu ocaklarda üretimin durdurulması yönünde rapor hazırlayarak Zonguldak Valiliğine tebliğ etmişlerdir.
Vakıa şudur ki; sonuçta Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun 4 işletmesinde üretim durdurulmuştur.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Müfettişlerinin yaptığı denetimler sonunda ölümcül olarak nitelendirdikleri 5 eksiklik şunlardır.
Ocaklarda elektrikler kesildiğinde;
Havalandırma, su ve insan nakli için kullanılan sistemlerinde otomatik olarak devreye girecek, Yer altı ocaklarının havalandırmasını sağlayan ana aspiratörleri otomatik olarak besleyecek, Dizel yakıtla çalışan yedek aspiratörlerinde otomatik olarak devriye girmesini sağlayacak ikinci bir enerji kaynaklarının, yani bunları besleyecek jeneratörlerinin bulunmadığı,
Su tahliyesini sağlayan tulumbalar, dizel aspiratörler ve fanların patlamaya karşı korumalı olmadığı ve tehlikeli ortamda güvenli çalışma garantileri, yani Atex sertifikalarının bulunmadığı belirlenmiştir.
Bu eksiklikleri tespit edilen 5 madde iş sağlığı ve güvenliği kanunundaki “İŞİN ACİL DURDURULMASINI GEREKTİREN DURUMLAR” maddesi kapsamına girdiği için işletmelerdeki eksikler giderilinceye kadar üretimin durdurulmasını zorunlu kılmaktadır.
Aldığımız bilgilere göre TTK yetkilileri üretimin durulması talebini Yargıya taşımışlar ve geçtiğimiz 05 Şubat’taki ilk duruşmasında ilgili Mahkeme yeni Bilirkişiler belirleyip duruşmayı 05 Mart’a ertelemiştir.
Eğer Mahkeme üretimin durdurulması kararını iptal ederse ileride Allah korusun, herhangi bir ölümcül kaza meydana geldiğinde sorumluluğunu kim üstlenecektir?
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun ürettiği kömürleri başta Zonguldak Çatalağzı Termik Santrali olmak üzere, Ereğli ve Karabük Demir Çelik Fabrikaları ile birçok Çimento Fabrikası kullanmaktadır.
Şimdi bu işletmelerin kömür stokları yetersiz veya yok ise ihtiyaçlarını mecburen kaçak maden ocaklarından ya da yurt dışından ithal ederek karşılayacaklardır.
Burada asıl araştırılması gereken husus, 7 ay önce bu eksikliklerin kendilerine bildirildiği halde TTK yetkililerinin üretime devam etme kararlılığının altında yatan gerekçedir.
Bu arada eğer herhangi bir ocakta ölümcül kaza vuku bulsaydı bunun hesabını kimler verecekti?
Şimdi üretim durdu ve milyonlarca lira kamu zararı oluşuyor, peki buna kimin hakkı var?
Türkiye Taşkömürü Kurumu işletmelerinde geçmiş dönemlerde yaşanan kazalara baktığımızda:
1983’den bugüne Armutçuk’ta 103, Kozlu’da 263, Karadon’da 30, yine Kozlu’da 8, Amasra’da 42 olmak üzere toplamda 446 işçimiz yaşamdan kopmuştur.
Bu iş kazaları sonrası Kozlu, Karadon ve Amasra işletmelerindeki sorumlular yargılanmış ve ceza almışlardır.
Ama ne yazık ki, bu kazalarda hayatını kaybeden 446 işçimizin evlerine ateş düşmüş ve ateş düştüğü yeri yakmıştır!
Tespit edilen bu ölümcül eksikliklerin giderilmesi için, acilen davet usulü ihaleler yapılmalı, bir an önce üretime başlanmalı hem Zonguldak halkının hem de çalışanların endişesi giderilmeli ve kamu zararının daha da artmasına izin verilmemelidir.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun 2026 yılı bütçesinde bu eksikliklerin giderilmesi için ön görülen 760.000.000 lira ödeneğin yetmeyeceği ihtimaline karşı kurum bütçesi güncellenmelidir.
Sayın Başkan, değerli Milletvekilleri,
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun ikinci önemli sorunu ise çalışan işçi sayısıdır.
Kurumun norm işçi kadrosu 14.000 civarındayken şu anda kurumda 7.700 civarında işçi çalışmaktadır. Bunun 6.400’ü yer altı, 1.300’ü yer üstündedir.
Rakamlardan da anlaşılacağı üzere kurum %70 yer altı işçisi eksiği ile üretim yapmaktadır.
DSP’nin başında olduğu 57.nci Hükümet dönemindeki 3,5 yıl içerisinde IMF’nin karşı çıkmasına rağmen Türkiye Taşkömürü Kurumunun yaşaması için 5.000 civarında yer altı işçisi alımı yapılmıştır. Buna karşılık o günden bugüne 24 yılda ancak 5.000 işçi alınmıştır.
Türkiye Taşkömürü Kurumu’nun acilen norm kadrosuna ulaşacak yer altı işçisi alınmalı ve programında belirlenen kömür üretimi sağlanmalıdır.
Sözlerime son verirken, bugüne kadar maden kazalarında yaşamlarını yitiren yurttaşlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet diliyor, bundan sonra aynı acıların yaşanmaması temennisiyle Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum."